Türkiye, AB’nin Sınırda Karbon Düzenlemesine (CBAM) 01.01.2026 da Hazır mı?

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenlemesi (CBAM)

Türk işletmelerinin Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenlemesi (CBAM) uygulamasına hazırlığı, ülke ekonomisi açısından en kritik konulardan biri olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin toplam ihracatının %41’inin AB’ye yapılması, bu konunun önemini daha da artırıyor.

CBAM, ithalatın karbon içeriğine göre bir vergi uygulanmasını öngörüyor ve 2026 yılında tamamen yürürlüğe girmesi planlanıyor. Bu da, özellikle çimento, çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen gibi karbon yoğun sektörlerde faaliyet gösteren Türk ihracatçılarının, üretim süreçlerinde saldıkları her ton CO₂ için hesap vermek zorunda kalacağı anlamına geliyor.

Tahminlere göre CBAM, Türk ihracatçılarına yıllık 399 milyon ila 1,8 milyar avro arasında ek maliyet getirebilir. Bu rakam, karbon sertifikası fiyatlarına ve dolaylı emisyonların dahil edilip edilmemesine bağlı olarak değişmektedir. Gerekli önlemler alınmazsa, Türkiye’nin GSYH’si 2030 yılına kadar %2,7 ila %3,6 oranında küçülebilir.

Sektörler Arasında Dengesiz Hazırlık

Hazırlık düzeyi sektörlere göre farklılık gösteriyor. Büyük ve ihracat odaklı firmalar —özellikle daha düşük emisyonlu elektrik ark ocakları kullanan çelik sektörü— görece daha iyi hazırlanmış durumda. Ancak, küçük üreticiler için uyum maliyetleri yüksek ve raporlama süreçleri oldukça karmaşık. Bazı raporlar, hazırlıksız firmaların CBAM tamamen yürürlüğe girdiğinde ciddi mali sıkıntılar veya iflas riski ile karşılaşabileceğini belirtiyor.

CBAM’ın ilk aşaması yalnızca altı yüksek etkili sektörü kapsayacak olsa da, bu sektörler halihazırda Türkiye’nin AB’ye toplam ihracatının %10,5’ini oluşturuyor. Uyum maliyetleri, üreticiler için önemli bir yük olabilir — çimentoda mevcut fiyatın %50’sine, alüminyumda %18’ine, çelikte ise %9’una kadar ek maliyet anlamına geliyor.

Hükümet ve Sanayi Adım Atıyor

Tehdidin farkında olan hem hükümet hem de özel sektör, karbonsuzlaşma yönünde önemli adımlar atmaya başladı:

  • Yeşil Mutabakat Eylem Planı (2021): Türkiye’nin AB’nin sürdürülebilirlik standartlarıyla uyum sağlaması ve daha yeşil bir ekonomiye geçişi için bir yol haritası.
  • Finansal Destek Programları: Ticaret Bakanlığı, CBAM uyumuna yönelik eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin maliyetinin %50’sini karşılamak üzere, 10 milyon TL’ye kadar hibe desteği sunuyor.
  • Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi (ETS): Türkiye’nin ETS’sinin pilot aşaması 2026’da başlaması bekleniyor. Bu sistem, firmaların Türkiye’de zaten karbon fiyatı ödediklerini belgeleyerek CBAM yükümlülüklerini azaltmalarına olanak tanıyabilir.
  • Sektör Odaklı Girişimler: Türkiye Çelik Üreticileri Derneği ve TOBByeşil çelik üretimine yatırım yapıyor ve firmaların karbon ayak izlerini hesaplamalarına yardımcı olacak bir Karbon Platformu kurmuş durumda.
İleriye Bakış

Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen, zaman daralıyor. Yeni Türk iklim yasası, başlangıç aşamasında emisyon izinlerinin ücretsiz tahsisini öngörüyor. Bu durum, yurt içi karbon fiyatının düşük kalmasına ve ihracatçıların CBAM’ın tam oranlı ücretini ödemek zorunda kalmasına yol açabilir. Ayrıca, CBAM’ın korumacı bir mekanizma olarak işlev görebileceği ve gelişmekte olan ekonomileri orantısız şekilde etkileyebileceği yönünde endişeler sürüyor.

Kısacası, Türkiye CBAM sürecini ciddiyetle ele alıyor — ancak hazırlık düzeyi hâlâ dengesiz ve tamamlanmış değil. 2026 hedefinin tutturulabilmesi için hükümet, sanayi ve finans kurumları arasında koordineli bir eylemgerekiyor.
Düşük karbonlu bir ihracat ekonomisine geçiş artık bir tercih değil; rekabet gücü, dayanıklılık ve ekonomik egemenlik meselesi.